Anahtar
Paspasın Altında
yural@milliyet.com.tr
Kilitlerin tarihi hırsızlığın tarihinden sonra başlamıştır. Tahta kilitlerin,
demir kilitlerin, mekaniğin getirdiği yaratıcılık ve katkıyla da her zaman
hırsızlığın önünde bir gelişim süreci izlemiştir.
Sanki iki karşılıklı yenişemeyen satranç oyuncusu gibi bu maç bir türlü
bitmemiştir: İnsanlık tarihi boyunca hırsızlar her kilidi açmayı sanki
kendilerine görev edinmişler, kilit yaratıcıları da onlara karşı açılamaz
kilitler üretmeyi, insanlığın güvenliği adına kendilerine ilke edinmişlerdir.
* * *
Kilit sözcüğü, dilimize eski Yunancadan gelmiştir. Kleidi-klidi-kilid, oradan da
kilit'e dönüşmüştür. Kleidi, kleidion sözcükleri, kapama aracı anlamında
kullanılan sözcüklerdir. Anadolu Türkçesine, Anadolu'da konuşulan Rumcadan
geçmiştir. Arap dilinde de aynı anlamda kullanılır: Kilidü'l-bahr; deniz kapısı
anlamında kullanılmaktadır.
* * *
Hırsız sözcüğü için Etimoloji Sözlüğü'nde şöyle yazar: "Bir Türk topluluğu olan
Kırgızların ılgarcı, saldırıcı, alıp kaçıcı olmalarından dolayı Kırgız sözcüğü
"utanmaz, sıkılmaz, saygısız" anlamına gelen ırsız sözcüğüyle birleşerek
hırsız'a dönüşmüştür.
Hırlı sözcüğü de, "utanan, saygılı" kimse anlamında kullanılır. Bir de işinin
ehli ve şımarık anlamında kullanılmaktadır. Bu sözcüklerin ikisinin bir arada
kullanıldığı dilimizde bir deyim vardır: "Hırlı mı, hırsız mı olduğunu bilmeden
her gelene kapıyı açmayın!"
* * *
Kilit ve kilit ustaları üzerine ne atasözü, ne de deyime bölge ağızlarında bile
rastlamadım. Ama hırsızla ilgili bir sayfa dolusu atasözü var, tabii deyim de:
"Hırsıza uzak olmaz. Hırsız evden olursa öküz bacadan çıkar. Hırsız, hırsızın
dilinden anlar. Hırsızın balı yenmez. Hırsız kedi tereğe bir defa çıkar.
Hırsızın dostu hırsızdır. Hırsızlık iyi olsa sıçanlar bay olur," gibi...
* * *
Eskiden kilitler sürgü biçiminde olduğu için kilidin bir adı da sürgüdür. Önce
sürgü, sonra tahta ve demir mekanik, artık günümüzde de kilitler elektroniğe
dönüşmüştür. Yüzlerce kapı üreticisi kapılarının sağlamlığı kadar kilitlerinin
açılmazlığıyla da ürünlerinin tanıtımını yapıyorlar. Beş-altı yıl önce gelişmiş
ülkelerde "akıllı kapı" adı altında kişinin parmak izlerini tanıyıp açılan
kapılar yapılmıştı. Daha sonra kilit üreticileri bununla da yetinmeyip göz
irisinden tanıyan, kapıya gözünü koyduğu zaman açılan, sonra otomatik kendi
kendine kapanan kapılar yaptılar. Şimdi ülkemizde de parmak iziyle açılan
kapılar yapılmaya ve satılmaya başladı.
* * *
Bir kilit neleri değiştirdi? İnsanlar yakın bir gelecekte artık anahtar
taşımayacaklar. Anahtarlarını asmak için anahtarlık da almayacaklar. "Eyvah,
anahtarı içerde unuttuk! Anahtar kapının arkasında kaldı! Sakın anahtarını
kaybetme! Allah göstermesin, biri bulur evimize girer! Kaç defa şu kapıyı
kitleyin dedim! Eve geç gelecekseniz anahtarınızı yanınıza alın! Anahtarı
paspasın altına koyuyorum. Sen zile bas, ben anahtarı aşağı atarım. İki anahtar
bize yetmiyor, bir tane de çocuklar ve annem için yaptıralım," gibi sözler artık
yaşamımızdan çıkacak. Okuldan eve dönünce boynundaki anahtarla kapıyı açıp giren
öğrenciler dönemi tarihe karışacak.
* * *
Çilingirlik gibi anahtar yapan, anahtarı kaybolmuş kapıları açan ustalar,
elektroniğe geçiş yapacaklar ve anahtar, kilit gibi sözcükler yerini yeni
sözcüklere, yeni terimlere bırakacak. Belki anahtarını evde kaybedip sokak
lambasının altında, "Anahtar aydınlıkta aranır!" diyen Nasrettin Hoca'nın
anahtar fıkrası da yeni çocuklara hiçbir şey anlatmayacak.
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/10/pazar/yazural.html 'den alınmıştır. Sayın Yalvaç Ural'a Bu konuda ufkumuzu aydınlattığı ve bilgilendirdiği için teşekkür ediyoruz.